Depresyon adım adım kalp krizine götürüyor

Zorlu kariyer planları, tempolu günlük hayat ve yaşamın ayrılmaz parçası haline gelen stres kalp sağlığını bozuyor. Hırslı, tutkulu, zamanla yarışan, çok çalışan ve öfkeli kişilik tiplerinde kalp krizi riski oldukça fazla görülüyor.

Depresyon kalp krizini tetikliyor

Kalp hastalıkları, gelişmiş ülkelerde en yaygın görülen sağlık sorunları arasındadır. Amerika’da her yıl 1,5 milyon insan kalp krizi geçirmektedir. 45-64 yaş grubu erkek ölümlerinin %40’ı, kadınlardaki ölümlerin %10’u kalp krizi nedeniyledir. Ayrıca depresif hastaların %40’ı da kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Kalp sağlığı ile ilgili sorunların tedavisinde sadece organı değil; tüm bedeni, beyni ve ruhu birlikte değerlendirmek gerekmektedir.

Alışkanlıkların aniden değişmesi kişiyi depresyona sürükleyebilir

Kalp hastalıkları, kişiyi hayatında ve yaşam stilinde ciddi değişikliklere zorlamaktadır. Kalp krizi riskinin tekrarlaması ise ciddi stres kaynağıdır. Bu süreçte sigara kullanımı gibi bazı alışkanlıkların terk edilip, diyet ve egzersiz gibi faaliyetlerin edinilmesi gerekir. Hastalık nedeniyle gelen kimi kısıtlamalar ise kişinin hem iş hem ev hayatını olumsuz etkileyebilir. Kısıtlamalara verilen tepki de depresyon gelişimini tetikler.

Kalp hastalığı için psikolojik risk faktörleri

  • Kişilik özellikleri
  • Düzensiz yaşam
  • Stres
  • Ani yaşam değişiklikleri
  • Kayıp ve yas

Ani duygusal değişiklikler kalp hızını değiştiriyor

Kişilik özellikleri, psikososyal zorlanmalar gibi depresyonla ilişkili değişkenler kişiyi kalp-damar hastalıklarına yatkın hale getirebilir. Psikolojik ve duygusal zorlanmalara, heyecanlara kalp basıncı ve kalp hızı değişikliklerinin eşlik ettiği bilinmektedir. Stresli yaşam olaylarına ve depresyona eşlik eden sinir sistemi ile ilgili süreçler kalp damar hastalıkları açısından riski artırır.

Kalp hastalığının tedavisi çok yönlü ele alınmalı

Tehlike anında insanda ortaya çıkan “savaş ya da kaç” yanıtı, bedeni yoğun bir fiziksel etkinliğe hazırlamaktadır. Günlük yaşamdaki stres, insanı “savaş ya da kaç” yanıtına hazırlamak yerine kalp hastalıklarına yatkın hale getirmektedir. Araştırmalar duygulanımlar ve kalp arasındaki ilişkiyi klinik ve deneysel olarak ortaya koymuştur.

Ruh sağlığı bozuksa bedenin iyileşmesi güçleşir

Zihin ve ruh bozulur ise beyin de bozulur. Beyin bozulursa beden de bozulur. Ruhumuza ve beynimize iyi gelen her şey bedenimize de iyi gelecektir. Kalp hastalarının %20-45’inde belirgin psikopatoloji saptanmıştır. Başlangıçta, akut dönemde en yaygın kaygı bozukluğu ve panik halidir. İlerleyen sürede, kronik dönemde kayıp algısı ve umut azalması ile paralel depresyon ön plandadır. Geniş yelpazeye yayılan kalp damar hastalılarının hemen hepsi hastanın kaygısını artırır ve çeşitli psikiyatrik tablolara neden olur.

Kalp Hastalarında En Sık Görülen Psikiyatrik Bozukluklar

Araştırmalara göre kalp hastalarının yaklaşık %10’unda kaygı bozuklukları, %15’inde ise duygu durum bozuklukları görülmektedir. Kalp hastalarında en yaygın görülen psikolojik sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kaygı bozuklukları
  • Depresyon
  • Nöropsikolojik bozukluklar
  • Bedenselleştirme
  • Cinsel işlev bozukluğu

Yazar: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir