‘Din tahripçileri gıdalarımızla uğraşmaktan vazgeçmiyorlar’

‘Din tahripçileri gıdalarımızla uğraşmaktan vazgeçmiyorlar’

GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer yaptığı açıklamada “Din tahripçileri gıdalarımızla da uğraşmaktan vazgeçmiyor”dedi.

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr.Hüseyin Kami Büyüközer yaptığı açıklamalarda gıda ve din konusuna değindi. Büyüközer, “Günümüzde İslamiyetin en büyük belası, onu dışından ve cepheden helak etmeye yeltenenler değil, içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışlarını bir nevi onarma , düzeltme ve yenileme sloganları ile kamufle ederek yapmaktadırlar. İslam devleti anlayışını yekpare ayakta tutan Osmanlı İmparatorluğun yıkılması ile paramparça olan İslam topraklarında faaliyetlerini artırdılar. Dinde Reformculuk olarak bilinen bu akım, öyle bir anlayışta ki, İslam eskimiş, yıpranmış durumdan dolayı zamanla fonksiyonunu yapamaz duruma gelmiş ve bu durumdan kurtarılması lazım. Bunun için zamana uygun hale getirilmeli , yenilikler yapmak zorunlu idi. Halbuki İslam bu kainatın sahibi olan Allah tarafından kıyamete kadar payidar olacağını bildirdiği bir dindir. Zamanla eskiyecek, yıpranacak ve ayakta durabilmesi için sağından solundan payandalarla ve kalaslarla ayakta durdurulacak bir bina değildir” dedi.

Büyüközer yazısında şu ifadelere yer verdi: “Bu zümre aslında İslam düşmanı olan dış güçlerin maharetle ruhlarını zehirlediği ve meccanen onlara hizmet ettirdiği zavallılardır. Aşağılık kompleksli, batı hayranı olan ve hatta dinini değiştirebilecek zihniyette insanlar yetiştirmek için her zaman görevdedirler.

İlim sahibi, tahrip edilmemiş İslam ilimleri bilgisine sahip gerçek, İslam alimlerimiz tevazu içinde kenarda durmayı edep olarak kabul ederken, durumdan görev çıkartmayı marifet sayan bu zümre başta Mısırda ve Türkiye dahil birçok İslam ülkesinde o ülkenin Fetva makamlarının üzerine oturdular. Üniversitelerde ağababaları mason hocaları tarafından kısa yoldan Prof. etiketi sahibi yapıldılar, sağa sola ahkâm kesiyorlar ve yeni yeni çömezler yetiştiriyorlar. Mealciler hareketi, selefilik, dinler arası diyalogçular ve FETÖ hareketi bunların başlattığı dış kaynaklı sapık din tahripçiliği hareketlerdir. Bu şeytani güçler yüz yıl boyunca maalesef Türkiye Müslümanlarının kafalarını karıştıracak, Kur’an’a ve Sün-net’e dayalı sahih İslâm itikadını zedeleyecek ve Ümmet-i Muhammed’i çıkmaz sokaklara sokup enerjisini boşa harcatacak lüzumsuz, hatta zararlı iddialar, tezler, teklifler ortaya atmışlar ve atmaya devam ediyorlar. Çünki bu hareketin ustaları hayatta, ilk çömezleri hayatta ve ikinci, üçüncü çömezleri yetiştirilmeye devam ediliyor.

Cumhuriyetin ilk döneminde dinde tahribat yapmak maksadı ile kurulan İlahiyat Fakültesine karşı olarak düşünülen Yüksek İslam Enstitüleri kurucularından ve ilk müderrislerinden olan Ahmet Davutoğlu, bu vazifeyi ifa ettiği dönemlerde bu okullara da din tahripçilerinin sızdığını bu maksat için yayınladığı kitapta yana yakıla anlatıyor. Bende üçüncü baskısı bulunan kitabını bütün düşünen Müslüman kardeşlerimin mutlaka okuması gereken bir kitap olarak tavsiye ediyorum.

“Din tahripçilerinin üzerinde çalışma yaptıkları önemli konulardan biri de yediğimiz, içtiğimiz gıdalarımız, ilaçlarımız ve kozmetiklerimiz”
Bu din tahripçilerinin üzerinde çalışma yaptıkları önemli konulardan biri de yediğimiz, içtiğimiz gıdalarımız, ilaçlarımız ve kozmetiklerimiz. 2005 yılına kadar bu topraklarda atlarını rahatça oynatırken bir anda karşılarına GİMDES çıktı. Artık sapık, uçuk, Müslümanları doğru yollarından saptıracak fetvaları rahatça veremez oldular. Şehit kanları ile yoğrulmuş Anadolu topraklarında eski fetvaları ile kurulmuş yılda milyonlarca domuzun yetiştirildiği yüzlerce domuz çiftliği kapanmaya başlamış. Onlarca domuz kesimhanesi kapanmak zorunda kalmış. Onlarca sucuk salam sosis üreten imalathane kapılarına kilit vurmuş. Oteller , lokantalar, cateringler toplu olarak Müslümanlara domuz etti yediremez duruma gelmiş, marketler Müslüman müşterilerine, gizli saklı sığır eti diye domuz etini kakalama duruma gelmiş. Bütün bunlara sebep olan GİMDES yok edilmeyi hak etmişti. Önce sinsi bir şekilde elde ettiği devlet gücünü, hem dünyada hızlı bir gelişim gösteren Helal sertifikalama sistemini tepeden ele geçirmek, hem GİMDES’ten kurtulma hesabı için TSE’de toplanarak çakma helal sertifikalama sistemi oluşturdu. Güvenilir Gıdalar Vakfı diye bir vakıf kuruldu. Ancak, paralel hareket devlet kadrolarından temizlenirken TSE’de de yapılanmaları akim kaldı. Gider ayak kendi kontrollerindeki mahkemelerde TSE adına GİMDES’i yok etmek için davalar açtılar. Fakat, GİMDES’i bitiremediler. Güvenilir Gıdalar vakfı ile bir şeyler yapmak istediler ama bu sefer kendileri mahkum oldular ve tarihten silindiler. Önemli kurum, kuruluş ve hareketleri ele geçirme hamleleri büyük ölçüde akamete uğramış duruma geldiler. Ancak kültürel yolda tahribatı devam etme temayülü gözleniyor. Siteleri ile, yeni kitapları ile bu tahribatı devam ettirmek istiyorlar. Bu yayınlarında Müslümanların bin 400 yıldır koruyarak bugüne getirdikleri ehli sünnet ve cemaat akidesini bozmak maksadı için yayınladıkları ‘Helal Gıda’ isimli kitaplarından bahsetmek istiyorum.

Her yıl milyarlarca doları gayrimüslimlere ödediği halde, insanlarına yedirmek üzere bir tane dahi helal şartlarda üretilmiş katkı maddesine sahip değil. Adeta haramla ,şüphelilerle yaşamak Müslümanların kaderi haline getirilmeye çalışılmış. Bu zillet Müslümanların kaderi olamaz olmamalı. Üzerimize yıllardır serpilmek istenen bu ölü toprağını üzerimizden bir an evvel atacak hamleyi yapmak zorundayız. İşte GİMDES bunun için var ve hedefine ulaşıncaya kadar da ayakta kalma mücadelesine devam edecektir. GİMDES Müslümanım diyen herkesi helal ve tayyib yaşam sistemi için seferberliğe davet ediyor”.

Yazar: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir